Türkiye Kumbarası

0

Posted on : 18-02-2012 | By : Emre Gökşin | In : Sosyal Sorumluluk, Turkcell

23 Ekim 2011 13:41‘de Van da  gerçekleşen depremden sonra tüm Türkiye’nin kalbi Van için atmaya başladı. Herkesin aklında “Van’a Nasıl yardım Edebilirim ?” soruları dolaşıyordu.  Hemen ardından Türk halkının yardımseverliği devreye girerek bağışlar toplanmaya başladı. Televizyon kanalları bir araya gelerek Türk halkından ve ünlü iş adamlarından yardımlar toplamaya başladı.

Geriye dönüp baktığımızda Deprem’de tüm Türkiye’nin yardımlarıyla başarılı bir performans sergilemeye çalıştık. Ama problem şu ki, her insan evladı gibi bizde Türk halkı olarak bu felaketi  ve yaşanılanları ne çabuk unuttuk değil mi ?  Bu nedenle tekrar hatırlamak ve hatırlatmak amacıyla Turkcell’in Türkiye Kumbarası adlı projesini paylaşmak istiyorum.

Turkcell, TEV ve MEB ile Van’da kalıcı çözümler hedefleyen yeni bir projeyi hayata geçirdi. 5.000.00 TL bağış ile taşın altına ilk kendi elini koydu. İlk etapta 100 kişilik bir öğretmen kampüsü ve 100 kişilik bir yurt sağlayacak. Ayrıca Turkcell, Van Erciş’te istihdamın sağlanması için çağrı merkezi açacağını belirtti.

Projenin en ilgi çeken yanlarından bir tanesi sadece Turkcell’in desteği ile sınırlı kalmayıp tüm Türkiye’nin bu destek programına dahil olabilmesi.

Artık yiyecek ve giyecek yardımı istemeyen Vanlı kardeşlerimize kalıcı çözümler gerekiyor. Ve bunun için çok sağlam bir temel atılmışken bizler neden destek olmayalım ??

Eğer destek olmamış iseniz sadece 5 TL’ye  Van yazıp 5283’e SMS atabilirsiniz. Attığınız SMS sonrasında cebinize gelen numara ile yaptığınız bağışı www.turkiyekumbarasi.com adresinden görebilirsiniz. Örneğin benim bağışım 92 numaralı evin yapımı için harcanıyor.

Şunu unutmayın ki attığınız destek mesajı inanın çok şeyi değiştirecek.


Sosyal Patlama – Jeffrey GITOMER

0

Posted on : 11-01-2012 | By : Emre Gökşin | In : e-ticaret, Girişimcilik, Sosyal Medya

 

Çalıştığım şirkette yaptığımız yılbaşı çekilişinde bana gelen sürpriz hediye Jeffrey GITOMER‘in Sosyal Patlama adlı kitabıydı. Bu hediye tabikide etrafıma sosyal medyaya karşı olan merakımı yaydığımdan kaynaklanıyordu.

Kitap genel olarak markalar & kişisel hesaplar için sosyal medyada bulunmanın ne kadar ciddi bir iş olduğunu ve profesyonel sosyal medya stratejisini anlatıyor.

Gitomer, profesyonel  stratejisinin en önemli maddelerinin müşteri tarafındaki korku, ihtiyaç, umut gibi sıcak noktalara dokunmak ve değerli içeriğe sahip paylaşımlarda bulunmak olduğunu kitabın birçok sayfasında vurguluyor.

 


Önce mesaj sonra kanal !!!

Paylaşımların tweet, blog yazısı ya da video olduğu çokta farketmiyor. Yeter ki paylaşımın amacı takipçiye bir şeyler kazandırmak olsun.

Kitapta Facebook, Twitter, Linkedin ve Youtube için ayrı bölümler bulunmakta. Fakat gitomer bütün sosyal ağlar içersinde en çok twitter’ın potansiyelinden bahsediyor. Twitter dünyası içersinde ise en çok retweet’in gücünü anlatmaya çalışıyor

“Dünyanın yeni bir tweete daha ihtiyacı yok. Size ihtiyacı var.” diyerek her gün değer yaratan bir mesaj tweetlemeyi öneriyor. Bu nedenle twitter’da özgün mesajlar vermenin önemini bir kez daha vurugulamış oluyor.

Ayrıca kitabın bir köşesinde girişimci ruhu taşıyan insanlar için verdiği bir kariyer tavsiyesi dikkatimi çekiyor.

“Kariyer için tavsiyem: Kartvizitinizin ne dediğini unutun. Siz bir girişimcisiniz.”

Timeline Aslında Blog !

0

Posted on : 02-01-2012 | By : Emre Gökşin | In : Sosyal Medya

Facebook’un timeline yapısına geçmesiyle beraber “timeline” kelimesini sıkça duymaya başladık. Peki nedir bu timeline ?  Genel olarak paylaştığınız fotoğrafları, video’ları, katıldığınız etkinlikleri kısacası facebook’ta ki bütün geçmişinizi ulaşabilir hale getiren yapıdır.

Bu yapıyı önceden nerede kullanıyorduk ?” sorusunu sorduğumda verebileceğim tek cevap ise blog oluyor. Web 2.0 kültürünün yayılmasıyla blog dünyasıyla tanıştık ve içeriklerimizi burada toplamaya başladık. İçeriklerimizin daha fazla ulaşılabilir olmasını sağlamak için SEO’ya dikkat ettik ve ayrıca sosyal ağ sitelerini de yayın aracı olarak kullanmaya başladık.

Günümüzde ise sosyal ağ sitelerinin rolü değişti. Daha kolay bilgi girişi ve daha hızlı geri bildirim aldığımız için iletişimimizi bu siteler üzerinden yapmaya başladık. Peki biriken bu bilgiler sonucunda içeriklerimize daha kolay nasıl ulaşabilirdik ? Tabiki Timeline :)

Eski paylaşımlarımız bizim için çokta önemli değildi. Hele ki 2 yıl önceki bir paylaşımımın benim açımdan hiçbir değeri yoktu. Şimdi ise timeline ile yolculuğa çıktığımızda en eski paylaşımlarımızın bile bizlerde nasıl farklı bir his yarattığını hissedebiliyoruz.  Farklı bir yan etkisi ise sosyal ağlarda nasıl büyüdüğümüzü görebilmemizdir :)
Şimdi sizlere timeline’ın blog yapısına nasıl benzer şekilde yapıldığını göstermek istiyorum.

Karşılaştırdığımız iki yapının en önemli amaçlarından biri, geçmiş paylaşımlarımıza kolay ulaşabilmemizi sağlamalarıdır. Tıpkı aşağıda olduğu gibi.

  

 

 

 

 

 

Böylece belirli tarihler arasında paylaştığımız içeriklere daha kolay ulaşabilme imkanına sahip oluyoruz.

Başka bir benzerlik ise her iki paylaşımın yapısına bakıldığında üst tarafta paylaşımın başlık, tarih ve paylaşım sahibi gibi bilgilerini rahatlıkla görebiliyorum.  Sonrasında zaten standart olarak yorum alanları bulunuyor.

Her ne kadar  blog ve timeline arasında  benzer bir yapı varsa da timeline’ın başarısı kesinlikle göz ardı edilemez.

Bence Timeline’ın en güzel yanı sonradan karşımıza çıkan sürpriz bir blog olmasıdır.

http://emregoksin.com/music

0

Posted on : 20-11-2010 | By : Emre Gökşin | In : Girişimcilik

Lise yıllarından itibaren hayatımın ayrılmaz bir parçası olan müzik çoğu zaman en iyi arkadaşım ya da problemler üzerindeki en iyi çözüm ortağım olmuştur :) Öyleki cep telefonlarının yaygın olmaya başladığı ilk dönemlerde telefonumdan çok cebimden çıkarmadığım mp3 player’ım ilgimi çekiyordu.

Bir süre sonra sadece dinlediğim müziklerin sınırları içersinde yer almak beni sıkmaya başlamıştı ve birşeyler yapmaya karar vermiştim. Tabiki ilk öğrenmek istediğim enstrüman gitardı :)

İlk hevesle okadar hırs yapmıştımki bas gitar çalmaya başladıktan 3 ay sonra taksimde, gençlik festivallerinde ve okulmuzun şenliklerinde konser vermeye başlamıştık. Bu hızlı başlangıç nedeniyle grup arkadaşlarımla yaşadığımız tek korku gitar çalmayı tam anlamıyla öğrenemeden meşhur olmaktı. :) Sonrasında klüp çalışmaları, part-time işler ve web girişimciliğine merak salmamla beraber grubuma ayırdığım vakti bu alanlarda harcamaya başladım.

Yaşadığım bu müzik serüveni üzerine isteğim, hayatımda büyük biryeri olan müziği bloğuma bir şekilde entegre etmekti. Sonrasında aklıma gelen bir fikir  http://emregoksin.com/music linkinden sevdiğim parçaları klipleriyle beraber yayınlamak oldu.

Eğer bir siteye sahipseniz paylaşmak istediğiniz parçayı fizy üzerinden değil kendi siteniz üzerinde paylaşmanız hem sizin açınızdan hem de siteniz açısından iyi bir fikir olacaktır bence :)

Turkcell’li Yaşam

0

Posted on : 11-10-2010 | By : Emre Gökşin | In : Turkcell

Üniversitenin ilk yıllarından itibaren Turkcell’in nekadar büyük bir şirket olduğunun farkına varmam Turkcell’in inovatif yönünü keşfetmemle ortaya çıkmıştı.Çünkü çalışanının fikrine ve mutluluğuna bu derecede önem veren başka bir şirket tanımıyordum.

Turkcell sınırları içersine girdiğimde de yanılmadığımı, çalışanlarının sadece işte çalışmak için değil, bünyesinde bulundukları şiketin marka değerini bir adım ileriye taşımak için çabaladığını gördüm :) Bu sayede 2009 döneminde 12.000 öğrencinin staj ve  320.000 kişinin iş başvurusunu almasıyla ik ödülünü haketmesi, gün geçtikçe daha iyi tanınmasına ve sevilen bir şirket olmasına örnek olsa gerek.

2010 yazı Temmuz sonlarına doğru Turkcell Akademi’ye danışmanlık hizmeti vermeye başlamam bu maceranın başlangıcı oldu:) Yıllarca dışarıdan merak ettiğim sınırlar içersinde bir projede buldum kendimi. Bu heralde çalışmaya hevesli olan bir öğrencinin başına gelebilecek en iyi şeylerden biriydi. (Sabahları erken kalkmanın dışında :) )

Projemizin bir bölümü olan www.turkcellakademi.com.tr sayfasının yenilenen arayüzünü ve içeriğini buradan görebilirsiniz.

Bu süreç içersinde öğrendiğim birkaç bilgiyi sizlerle paylaşmak isterim.

- Eğer yüksek lisans’a başvurmayı düşünüyorsanız Turkcell burs’u için gerekli bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
- Turkcell hakkındaki gelişmeleri blog.turkcell.com.tr den takip edebilirsiniz.

Öğrendiğim en özel bilgi ise hayatta varmak istediğiz noktaya geldiğinizde bulunduğunuz yer sizi tatmin etmiyorsa bilinki başarıya doymayan bir kişiliğe sahip olduğunuzdur :)

Yaysana.com

0

Posted on : 11-10-2010 | By : Emre Gökşin | In : Girişimcilik

Botego gibi yaratıcı bir şirketin kurucusu olan Ekim Nazım Kaya‘nın (Eski patronum :D ) ürünü olan yaysana.com projesi son zamanlarda taktir ettiğim projelerden biri oldu.

Sitenin, alexa‘da değerlerine baktığım zaman performans/maliyet oranının oldukça yüksek olduğunu görüdüm. Böyle bir projenin 1 haftada çıkartılmasını da (Webrazzi öyle diyor) ayrı bir başarı olarak kabul ediyorum.

İsterseniz Projeyi kısaca anlatayım.

Siteye üye olduktan sonra gün içersinde sizlerle paylaşılan linki en çok tıklatanlar, sitenin ana sayfasında görülen top14′de yer alıyor. Bu liste içersinde 1. olan kullanıcılara çeşitli hediyeler veriliyor.

İşin en güzel kısmı ise siteden linki aldıktan sonra siteyle hiçbir işiniz kalmıyor ve artık internetteki gücünüzü devereye sokuyorsunuz.

Denemeye değer olan bu siteye buradan ulaşabilirisniz.

Teşekkürler Anadolu IEEE…

0

Posted on : 10-07-2010 | By : Emre Gökşin | In : IEEE

IEEE’de geride bıraktığım 4. büyük organizasyon olan Eskişehir kongresi diğerleri gibi eşsiz bir organizasyondu. 3 gün katılım sağlayabildiğim bu kongrede yine birçok birikimle ve aynı kafadan insanlarla tanışma mutluluğuyla İstanbul’a geri döndüm.

Gold’larında ciddi katılım sağladığı bu kongrede dikkatimi çeken en önemli olay IEEE’nin aktif öğrencilerinden olan Ali Servet Eyüboğlu‘nun öncülüğüyle organizasyona ana sponsor olan TTNET‘i temsil etmesiydi. Bu klüp kültürü içinde yetişmiş , bu kültür sayesinde biryerlere gelmiş olan arkadaşlarımızın IEEE’yi unutmaması nekadar doğru biryerde olduğumuzun göstergesi diye düşünüyorum.

Kendini kanıtlamış, Türkiye çapında yayılmış olan aktif klüplerde bulunmanın en büyük getirisi olan network’ün hayatımdaki yeri yadsınamaz. Eğer bugün bir vizyona sahip olduğuma inanıyorsam bu güvenim sahip olduğum arkadaş çervesinin ürünüdür.

Yazımı ODTÜ IEEE Öğrenci Kolu Mentörü Nur Hilal Gerçek ile mesajlaşmamız sırasında bana göndermiş olduğu bir mesajdan alıntı yaparak bitirmek istiyorum:)

“…şu IEEE nin kattığı en güzel şey değil mi bu, gördüğün zaman yüzyıllık tanıyormuşsun gibi bağlı olduğun ve sevdiğin arkadaşlara sahip olmak..”

Let’s Colour Project

0

Posted on : 19-06-2010 | By : Emre Gökşin | In : Reklam

Sokaklarımızda kasvet havası yaratan gri tonunu elbirliğiyle yok etmeye yönelik olan bu proje gerçekten güzel bir proje fikri.

Akzo nobel çatısı altında 5 ülkede geçekleşen Let’s Colour Projects‘ in son ayağı Türkiye’de Marshall Boya ile birlikte 24 Haziran Perşembe günü Ayrılık Çeşmesi sokağında gerçekleştiriyor.

Marshall Boya ailesi, çalışanları, ustaları ve gönüllüleri Ayrılık Çeşmesi sokağında buluşuyor, sokaktaki evleri boyuyor ve hayatı yeniden renklendiriyorlar.

Bu günlerde  yayınlanan Let’s Colour Project’in çekimleri Hindistan’daki proje sırasında gerçekleşti.Aynı zamanda aktivitenin nekadar eğlenceli ve yaratıcı bir organizasyon olduğunu gözlerimizden kaçmıyor.

Balık Ayhan müzikleri ve süpriz ünlü isimlerin de olacağı bu organizasyonda lise yıllarını Marshall çatısı altında geçirmiş ve Marshall’da staj yapmış birisi olduğum için bende katılmayı düşünüyorum :)

Organizasyon hakkındaki ayrıntılı bilgiyi buradan öğrenebilirisiniz.

Türkiye’deki Reklam Anlayışı

0

Posted on : 04-06-2010 | By : Emre Gökşin | In : Reklam

İlgimi çeken sektörlerden biri olan reklamcılığın oldukça yaratıcılık gerektiren bir meslek olduğunu hepimiz biliyoruz. Ürünü, kitleye en ilgi çekici ve akıllarda en kalıcı şekilde tanıtmayı hedefleyen bu sektör zaman zaman yaptığı yaratıcılık örneği reklamlarıyla hepimizi hayretlere düşürüyor. Öyle ki aklımızda yer edinen reklamın dizi veya film aralarında  çıkmasını dört gözle bekliyoruz. İşte iyi ve kötü reklamı ayıran en önemli özellik burda karşımıza çıkıyor!

Türkiye’deki reklam anlayışı çekicilikten çok akılda kalıcılığa yönlendirmiştir kendini. Örnek olarak; Tahsildaroğlu peynir reklam melodisi, bilinmeyen telefonlar için11818 ve 11880 melodileri…

İzleyicilerin aklında birşekilde kalmak için uğraşan bu reklamlar melodi ve sloganlarını ön plana çıkararak sıkıcı bir reklam sunuyor. Melodiden veya slogandan oluşan reklamarın hepsi tabi ki sıkıcı değildir. Amaç doğru olan senaryonun üzerine uygun melodi veya sloganı yakalamaktır.

Güzel bir senaryo üzerine iyi seçilmiş bir melodi kullanılan Garanti Bankası “Sucu Çoçuk” reklamı.

Fınfık tanıtım grubunun hazırladığı “Ayriyetten Aganigi Naganigi” sloganlı reklamı.

Nil’in meşhur olmasını sağlayan Turkcell Özgür Kız reklamı.

Seneler sonra bile bizlere yabancı gelmeyen bu reklamları bir başarı örneği olarak gösterebiliriz.

Ayrıca BURDAN izleyebileceğiniz Mercedes reklamını oldukça başarılı buluyorum. Çünkü başarılı bir görsel üzerine en uygun sözcükler kullanılıyor. 41 sn süren bu reklamda bir kelime sadece 2 kere kullanılıyor. “Sorry”,”Sorry”

Haberlerin son 40 saniyesine reklam koyan bir ülkede yaşıyorsak  kaliteli ve zekice planlanmış  reklamların olması şart. Çünkü bu ülke dizilerden bile fazla reklam izliyor.

groupon modeli e- ticaret

0

Posted on : 29-05-2010 | By : Emre Gökşin | In : e-ticaret

Şu sıralarda e – ticarettin büyümekte olan bebeği, grupça satın alma anlayışı bütün dünyaya farklı bir alışveriş anlayışı getirdi. Sektörün başını çeken groupon.com bu sistemin en güzel örneğidir. Amerika merkezli kuruluş bu iş fırsatıyla $1.35 milyar dolar değerine ulaşmıştır.

Peki bu sistem nedir ? Nasıl Çalışır ?

Groupon.com’un Türkiye’de satın aldığı SehirFirsatlari.com dan örnekler vererek açıklayayım.

Hergün birbirinden farklı ürünlerin tanıtıldığı sitede, istenilen kişi sayısı yakalanılandığı takdirde %80 e varan indirimler gerçekleşiyor. Siteye göz attığımızda indirimlerin genellikle %50 ve %60 arasında değiştiğini görüyoruz. Eğer ürün yeterince kişi tarafından satın alınmamışsa kimsenin hesabından para çekilmiyor. Gerçekten avantajlı olan bu sitelerden alışveriş yapmak bir süre sonra alışkanlık yapıyor. Bu yüzden harcama yaparken biraz dikkatli olmanızı öneririm :)

Türkiye’ye de yeni yayılan bu alışveriş anlayışı sayesinde ortaya yeni siteler çıkmaya başladı. Bunlardan birkaçını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.